İslamiyette Muska Yaptırmak

Muska; hastalık, nazar, büyü gibi kötülüklerden koruduğuna inanılarak üstte taşınan; genellikle üçgen biçimindeki; deri, meşin, gümüş kılıflar içinde saklanan kağıt yada kağıt parçalarıdır.

İslamiyette muska var mıdır?

Bazı alimler muskanın içine yazılan yazıların sure, ayet, hadis ve manası anlaşılan dua olduğu ve şifa verecek tek varlığın Allah (cc) olduğuna inanıldığı sürece muskanın caiz olduğu kanısındadırlar. Ancak Peygamber Efendimiz zamanında yaşanan bazı olaylara göz attığımızda muskanın değer verilmemesi gereken bir şey olduğunu; şifanın ayetler okunarak  ve şifa verenin tek Allah olduğunu bilerek, inanarak şifa aranması gerektiğini görüyoruz. Şimdi Sahabelerden nakledilen bu olaylara göz atarak İslamiyette muska yaptırmayı örnekleyelim:

-Hz. Aişe anlatıyor: “Abdullah İbnu Ukeym’in yanına girdim. Kendisinde kızıllık hastalığı vardı. “Muska takmıyor musun?” diye sordum. Bana şu cevabı verdi: “Bundan Allah’a sığınırım. Zira, Resulullah şöyle buyurmuştu: “Kim muska takınırsa, ona havale edilir” (Tirmizi)

-Abdullah İbnu Mes’ud’un eşi Zeynep anlatıyor: “Yaşlı bir kadın vardı. Bize gelir “rukye” (hastalıklara karşı İslam dışı, bazı tılsımlı olduğuna inanılan kelimelerle okuma veya muska yazma) yapardı. Bir gün kocam Abdullah bana eliyle dokundu ve bir ipin kendisine temas ettiğini hissetti. ” Bu nedir?” diye sordu. Ben: “Hastalığa karşı muskadır” dedim. Abdullah, onu derhal çekip kopardı ve Abdullah’ın ailesi Allah’a ortak koşmaktan uzaktır. Ben Resulullah’ın ; “rukyeler, muska ve büyü Allah’a ortak koşmaktır dediğini işittim” dedi. Ben: “Ama  bir gün gözüm hasta iken beni filanca gördü, rukye yaptı ve gözümün yaşı kesildi. O günden beri rukye yaptım mı hastalığım iyileşir, bıraktım mı da devam eder” dedim. Bunun üzerine Abdullah bana dedi ki: “Bu şeytandandır, o na itaat edince  seni bırakıyor, ona karşı geldiğin vakit de parmağıyla gözüne dürtüyor. Ama Resulullah’ın yaptığı gibi yapsaydın; bu senin için daha hayırlı, şifa bulman için daha uygun olurdu. Gözüne su serpip şöyle diyeceksin: ” Ey insanların Rabbi, bu fenalığı gider, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin verdiğinden başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, geride hiç bir hastalık kalmamış olsun.” (İbni Mace)