Anasayfa » Genel » Hz. Musa’nın Kısaca Hayatı
hz musa hayatı kısaca, hz. Musa'nın hayatı özet

Hz. Musa’nın Kısaca Hayatı

Hz. Musa (as) Peygamber Kur’an’da adı geçen bir peygamberdir. Hz Musa, 4 büyük ilahi kitaptan Tevrat’ın verildiği “ülü’l-azm”(azim ve sebat sahibi) peygamberlerden biridir. Kur’an’da ismi en çok zikredilen bir peygamber olan Hz. Musa’nın hayatı kısaca yazımızda özetlenmiştir.

REKLAM

Musa (as) İsrailoğulları kavmine gönderilmiş, onları islah etmiş ve onları Firavun’un zulmünden kurtarmış mucizelerle dolu bir peygamberdir.

Hz. Musa’nın doğumu ve peygamberlikle müjdelenmesi

Hz. Yakub’un neslinden olan İmran’ın oğlu Musa doğmuştu. Kısa bir müddet sonra Musa’nın annesine seçkin bir kul olduğu için kalbine bir ilah doğdu ve Musa’yı emzirmesi, tehlike anında da Nil nehrine bırakması emredildi. Kur’an da bu hadise şöyle geçer;

“Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden endişe ettiğinde onu nehre bırak. Korkup kaygılanma. Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız” diye vahyettik.” (Kasas Suresi, 7. ayet)

Annesi hiç tereddüt etmeksizin Musa’yı nehre bırakmış ve ilahî takdir tecelli etmiş, Firavun ailesi, İsrailoğulları’na yapmış olduğu zulmün karşılığı olarak ileride kendilerine düşman ve üzüntü sebebi olacak bebeği yani Hz. Musa’yı Nil kıyısında bularak Firavun’a getirmişlerdir. (Firavun’un falcıları İsrailoğullarından bir erkek çocuğun meydana geleceğini ve onun baş düşmanı olacağını söylediklerinde Firavun rivayetlere göre İsrailoğullarındaki erkek çocukalarını öldürmeye başlamıştı.)

“Böyle de oldu. Firavun ailesi onu bulup aldı. Ama sonunda o kendileri için bir düşman ve tasa sebebi olacaktı. Şüphesiz Firavun, Hâmân ve askerleri yanlış yoldalardı.” (Kasas Suresi, 8. ayet)

Firavun’un eşi Asiye, çocuğun hayatına kıyılmaması ve kendisinde kalması için Firavun’a ricada bulunmuştur.

“Firavun’un karısı, “O, senin ve benim göz aydınlığımız, muradımız olsun! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur veya onu evlât ediniriz” demişti. Onlar işin farkında değillerdi.” (Kasas Suresi, 9. ayet)

Tebliğ

Hz. Musa (as) sarayda iyi bir eğitim gördü ve hem fiziken hem de ruhen kemale erdiğinde Allâh O’na “hüküm” ve “ilim” vermiştir.

“Mûsâ yetişip olgunlaşınca, ona hikmet ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz.” (Kasas Suresi, 14. ayet)

Bundan sonra Hz. Musa (as), Firavun’un dininin bozuk ve batıl olduğunu insanlara tebliğ etmeye başlamıştır. Hz. Musa (as) her yerde tevhidi tebliğe başladığı için Firavun’un Kıptîleri kendisine cephe almıştı. Hz. Musa istemeden bir Firavun’un Kıptîsinin ölümüne sebep olunca Alla’tan bağışlama istedi ve Allah onu bağışladı.

“Mûsâ, ahalisinin farkedemeyeceği bir vakitte şehre girdi. Orada, biri kendi halkından, diğeri düşman taraftan olan iki adamın birbirleriyle kavga ettiğini gördü. Kendi halkından olan kişi, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine Mûsâ ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu; sonra şöyle dedi: “Bu şeytanın işidir; o gerçekten ayartıcı ve apaçık bir düşman!
Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim; beni bağışla!” Allah da onu bağışladı. Çünkü O, gerçekten çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” (Kasas Suresi, 15. ve 16. ayet)

Kıptî’yi kimin öldürdüğü ortaya çıkınca haber Firavun’a ulaştırıldı ve Hz Musa’nın hemen yakalanması için gereken tedbir alındı. Hz. Musa’nın iyiliğini düşünen bir kişi koşarak gelip bu durumdan onu haberdar etti ve şehirden çıkıp gitmesi için nasihatte bulundu. Bunun üzerine Hz Musa Medyen’e gitmek üzere şehri terketti.

“Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek oradan ayrıldı. “Rabbim! Beni zalimler topluluğundan kurtar” dedi.” (Kasas Suresi, 21. ayet)

Evlenmesi

Hz. Musa’nın Medyen şehrinde gördüğü iki kadın Medyen halkına peygamber olarak gönderilmiş olan Şuayb aleyhisselâmın kızları (Hz. Şuayb Kur’an’da ismi geçen peygamberdir) kendilerinin güçsüz, babalarının da ihtiyar olduğunu söyleyerek dolaylı bir şekilde Musa’dan yardım istemişlerdir.

Hz. Musa orada kaldı ve bir müddet sonra Hz. Şuayb’ın kızlarından biri ile evlendi.

“Baba, “Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini seninle evlendirmek istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan bu da senin bileceğin bir şey; seni zorlamak istemem. İnşallah benim iyi kimselerden olduğumu göreceksin” dedi.” (Kasas Suresi, 27. ayet)

İlk Vahiy

Musa Aleyhisselam burada bir süre kaldıktan sonra tekrar Mısır’a gitmek üzere yola çıkmıştır. Yolda giderken parlayan bir ateş görmüştür ve yanına gitmiştir. Oray gittiğinde ateş zannettiği o ışığın gerçekte ilâhî bir nur olduğunu görmüştür. Bu nur, onun ilâhî huzura çağrılmasına vesile kılınmış ve bu mazhariyete erdikten sonra Musa’ya ilk vahiy gelmiş, mucizelerle donatıldığı kendisine gösterilerek Firavun’a gitmesi emredilmiştir.

“Oraya gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafından, (oradaki) ağaç yönünden kendisine şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Muhakkak ki ben yalnızca âlemlerin rabbi olan Allahım.” (Kasas Suresi, 30. ayet)

Musa’nın Mısırda birini öldürdüğünü ve onlardan korktuğunu belirtmesi üzerine Allah şöyle buyurur;

“Allah buyurdu: “Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir güç vereceğiz ki, bu sayede size erişemeyecekler, mûcizelerimizle siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz.” (Kasas Suresi, 35. ayet)

Hz. Musa kardeşi Harun’u yanına alarak, Allah’ın emrini tebliğ etmek ve İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkarmak üzere Firavun’a gitti ve gereken tebliği yaptı. Firavun ve adamları onun gösterdiği mucizelerin sihir olduğunu öne sürerek getirdiği ilâhi mesajı reddettiler.

Denizin yarılması ve Firavunun sonu

Hz. Musa, kendisini tanrı olarak gören Firavun’a karşı zorlu mücadeleler verdi. Firavun Allah tarafından birçok felaket ve sıkıntıya uğratıldı. Buna rağmen gerçeği görmek ve kabul etmek istemediği için hidayete eremedi.

Hz. Musa, Allah’ın emri uyarınca bir gece İsrâiloğulları’nı alıp Sînâ yarımadasına geçmek üzere Kızıldeniz’e doğru yola çıktı. Durumdan haberdar olan Firavun da askerlerini alarak peşlerine düştü. Bir mûcize sonucu denizin yol vermesiyle Hz. Musa ve İsrâiloğulları karşıya geçerken, aynı yoldan geçmeye çalışan Firavun, ordusuyla birlikte denize gömüldü.

“Biz de onu ve askerlerini alıp denizin içinde bıraktık. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu!” (Kasas Suresi, 40. ayet)

Hz. Musa’nın ölümü

Hz. Musa ve yanındakiler Mısır’dan çıkışın üçüncü ayında Sina dağına varırlar. Allah Hz. Musa’yı dağa çağırır ve Allah, Musa’ya ibadet eşyası ve ruhbanlık giysileriyle ilgili kurallar bildirir ve on emri ihtiva eden taş levhaları verir. Daha sonra İsrailoğulları Sînâ’dan göç ederek Paran çölüne giderler. İsrâiloğulları vaad edilmiş topraklara girmek istemeyince orası onlara kırk yıl yasaklanır ve bu süre çölde geçer.

Hz. Musa 120 yaşına geldiğinde halkına artık liderlik yapamayacağını bildirir ve görevlerini Yeşu’a devreder. Tevrat’ı Levililer’e teslim eder ve her yedi yılda onu okumalarını ister . Daha sonra Nebo dağına çıkan Hz. Musa orada vefat eder.

Bir yorum

  1. paylaşımın için teşekkür ederim kardeşim emeğine sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumanı tavsiye ederiz
Kısa bir dua olarak bilinen ve özellikle ölüm haberlerinde okunan…