Anasayfa » Genel » Mute Savaşı
mute savaşı kısaca özeti

Mute Savaşı

İslamın yayılması için sahabeler çeşitli yerlere gidilir ve İslam dini anlatılarak o şehirdeki valiler İslama davet edilirdi. Peygamber Efendimiz (sav), Haris b. Umeyr’ı (ra) İslam’a davet mektubuyla birlikte Bizans’a bağlı olan Busra şehrine gönderdi. 629 yılında Busra valisi Şurahbil b. Amr el-Gassânî’ye davet içi gelen sahabiyi şehid etti. İslam’a davet için gidipte öldürülerek şehit olan tek sahabe Haris b. Umeyr olmuştur. İşte bu olay Mute Savaşı nedeni sayılmaktadır.

REKLAM

Mute savaşının nedeni

İslam elçisi Haris b. Umeyr’in şehit edilmesi savaşın nedenidir. Hem elçinin dokunulmazlığı kaidesi bozulmuş hem de müslümanlar hiçe sayılmıştır. Bunu üzerine Peygamber Efendimiz (sav) 3.000 kişilik bir ordu hazırladı ve kumandanlığına Zeyd b. Harise’yi getirdi. Zeyd şehit olursa yerine Cafer b. Ebu Talib, o da şehid olursa Abdullah b. Revaha ordunun başına geçecekti.

Hz. Peygamber (sav) orduyu Seniyyetü’l-Veda’ya kadar yürüyüp dualarla uğurladı. Ordu Haris’in öldürüldüğü yere kadar gidecek ve ilk olarak İslam’a davet edilecekti, düşman bunu kabul etmez ve cizyeye de razı olmazsa onlarla savaşılacaktı.

İslam ordusu Mute’ye vardığında karşılarında Bizans’ın desteğini de alan Hristiyan Araplardan oluşan 100.000 kişilik bir ordu bulunuyordu. İslam ordusunun kumandanları istişare ettiler. Çünkü düşman çok fazlaydı ve tarihte böylesi görülmemişti. Hz. Peygamber’e haberci yollama konusunu görüşerek Ondan gelecek habere göre hareket edeceklerdi. Ancak Abdullah bin Revâha şöyle dedi ve savaşma yönü daha ağır bastı.

“Şu an çekindiğimiz şey, ele geçirmek için yola çıktığımız şey değil midir? Biz, düşmanla sayı çokluğu ve kuvvet üstünlüğü ile mi savaşıyoruz? Hayır! Biz Allah’ın ihsân buyurduğu bu dînin kuvvetiyle harbediyoruz. Ne duruyoruz; bizi bekleyen iki güzel neticeden biridir: Ya şehidlik, ya da gazilikle birlikte zafer!”

Savaşın başlaması

Miladi 629 yılının Eylül ayında İslam ordusu karşısındaki yüzbinleri bulan düşmana karşı Mute köyünde hücuma geçmişti. Mekkenin ilk müslümanlarında Zeyd. b. Hârise (ra) şehit düşerek yerini Cafer b. Ebi Talib almıştı. Cafer’in sağ eli kesilince sancağı sol eliyle tutmuş, sol eli de kesilince sancağı kesik iki elinin kalan kısımlarıyla sıkıştırarak göğsü arasında tutmuştur. Cafer b. Ebi Talib de şehit düşünce, Peygamberimizin emri gereği sancağı, Sahabenin şairlerinden Abdullah b. Revaha almış fakat şehadet şerbetini içmiştir.

Peygamberimizin (sav) görevlendirdiği 3 sahabede şehit olunca onların yerini yeni müslüman olmuş ve ilk defa İslâm saflarında savaşan Halid bin Velîd (ra) sancağı alarak mücadeleyi devam ettirdi. Halid bin Velîd (ra) ordudaki sağ kanatta bulunan askerleri sol kanada, sol kanattakileri sağ kanada, arkadakileri öne ve öndekileri arkaya alarak düşmana yeni takviye birlikleri gelmiş izlenimi uyandırdı. Halid bin Velîd aynı zamanda İslam ordusunu kesin hezimete uğramaktan ve daha fazla şehit vermekten korumak için yavaş yavaş geriye çekiyordu. Ve sonunda İslam ordusu Medine’ye çok fazla kayıp vermeden geri getirilmişti.

Savaşın sonuçları

Mute savaşı ile birlikte İslam ordusu, en büyük imparatorluklardan biri olan Bizans ordusuyla ilk defa karşılaşmış oldu.

İslam ordusunun, kendisinden sayı ve güç bakımından kat kat üstün olan ordu karşısında daha fazla zayiat vermeden geri çekilerek Medine’ye dönebilmiş olması bir başarı olarak değerlendirilmiştir.

Müslümanlara kumandanlık yapan Halid b. Velîd (ra) bu savaşta gösterdiği üstün kahramanlık sebebiyle Hz. Peygamber (sav) tarafından övülmüş ve “Allah’ın kılıcı” (Seyfullah) unvanı almıştır.

Halid bin Velîd’den (ra) nakledildiğine göre Mute savaşı sırasında elinde dokuz kılıç parçalanmış demesiyle savaşın ne kadar şiddetli geçtiği anlaşılmaktadır.

Peygamber Efendimiz (sav), yakınlarının ve komşularının şehit ailelerine üç gün süre ile yemek götürmesini ve işlerine yardımcı olmasını istemiştir.

Mute savaşı, Hz. Peygamber’in (sav) bizzat katılmaması dolayısıyla bir “seriyye” olarak geçer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okumanı tavsiye ederiz
İslam peygamberi olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) peygamberliğinden itibaren…